Salı, Eylül 07, 2010
   
Yazı Boyutu
RSS

 [Büyük İslam İlmihali]

[Dini Terimler]

[Kaynaklarıyla Tasavvuf (2)]

[Kaynaklarıyla Tasavvuf -1 ]

[Kütüphane]

Mürşide Teslimiyet Kölelik Değil, Hürriyyettir

Pazar, 27 Eylül 2009

Tasavvufu tenkit edenlerin anlamakta güçlük çektikleri önemli bir mesele, yukarıda anlattığımız şekilde mürşide teslimiyettir. Bu teslimiyet özetle şöyle ifade edilir:

“Bir mürit, mürşidine hiç itirazsız teslim olmalıdır. Mürşidine “niçin?” “neden?” şeklinde itiraz eden kimse, yolda kalır, maksadına eremez. Bir ölü, kendisini yıkayan kimseye nasıl hiç itiraz etmezse, mürşide intisap eden mürit de ona karışı böyle olmalıdır. ”309

Bu manadaki bir teslimiyeti bütün mürşitler, müritlerinden istemektedir. Ancak bunu tenkit edenlerden şu itiraz gelmektedir:

“Sıfatı mürşit de olsa, bir insana bu derecede teslim olmak doğru mudur? Böyle bir teslimiyetin dinde yeri, terbiyede gereği var mıdır? Bu durum, insan hürriyetini yok etmek, aklı kiraya vermek, birilerinin esaretine girmek değil midir? Allah ve Rasulünden başka emirlerine itiraz edilmeyecek kimse var mıdır? Mürşit hiç yanılmaz mı? Yanılırsa, onu uyarmak ve yanlışını göstermek gerekmez mi? Böyle yapan bir kimse niçin çarpılsın ve yolda kalsın?

Elbette Yüce Yaratıcıdan başka hiç kimsenin insanları kendisine itaat etmeye davet yetkisi yoktur. Her emrine uyulacak, her hükmüne teslim olunacak tek varlık, alemlerin sahibi Yüce Allah’tır. Hiçbir peygamber, kendi şahsından kaynaklanan bir sebep ve yetkiyle insanlara bir şeyi emretme veya nehyetme yetkisine sahip değildir. Fakat peygamberi Yüce Allah seçip, kendisini davetle görevlendirip halkın arasına gönderdiği zaman, konumu, yetkisi ve insanlar üzerindeki etkisi değişir.

Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v), Allah’a giden yolun delili, bu yolda insanların terbiyecisi ve şahididir. Onun din adına, her hükmü Cenab-ı Hakk’ın hükmü yerindedir. Onu insanlığın önüne koyan Yüce Allah’tır. Bu peygamberime uyun ki, benim muhabbetime, rızama ve cennetime ulaşın diyen de yine O’dur. Bunun için, insan Yüce Allah’a muhabbet ve teslimiyetini ancak O’nun peygamberine gösterdiği muhabbet ve teslimiyet ile ortaya koyabilir. Günümüzdeki bir insanın Allah yoluna davet eden bir mürşide göstereceği samimiyet ve teslimiyet de Allah sevgisinin ispatından başka bir şey değildir. Bu teslimiyet, görünürde insana, hakikatte Allah’a bağlanmaktır.

İçi ve dışıyla Hak’ka teslim olan kimse, Allahu Teala’dan başka her şeyin köleliğinden kurtulur, hür olur, kalbi Allah ile huzur, ilahi aşk ile hayat bulur. Hakka itiraz eden kimse ise, idareyi nefsinin eline vermiş olur. Bundan sonra o kimse kendisini hür irade ve hürriyyet sahibi görse de, aslında, bütün yaptıkları bir çeşit köleliktir. Çünkü bu kimse, devamlı hislerine mağlup, şehvetine esir, nefsine köle, midesine hizmetçi, maddeye bekçi, insanların aferin ve alkışına bağımlı bir halde hayat sürmektedir. Böyle bir hayat şeref ve hürriyyet değil, tam manası ile zillet ve köleliktir. Asıl hürriyyet, Yüce Allah’tan başka hiçbir varlığa kulluk yapmamaktır.

 

 

« Back