|
ESERİ TAKDİM |
|
Yüce Allah’a sonsuz hamd olsun. Rahmet peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)
Efendimize en güzel, en faziletli salat ve selam olsun. Onun izinden
giden bütün salihlere Yüce Allah en yüksek dereceleri nasip etsin. Elinizdeki eser bir hazinedir. İçi, marifet, edep, ilim incileriyle doludur. Eser, fıkıhla tasavvufu, ilimle marifeti, hükümle edebi, zahirle batını, aşkla ameli bir arada işlemektedir. Eser baştan sona İslam’ın inceliklerini ve yaşanacak en güzel şeklini anlatmaktadır. Bu eser, Allah Teala’nın: “Ben bütün cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” ayetinin en güzel bir tefsiridir. Onda yirmi dört saat hiç aksatmadan, harama bulaşmadan nasıl güzel kulluk yapılacağı anlatılmakta; bu yola girmek isteyenlere rehber olmaktadır. Kısaca eser, Allah rızasını tek hedef hâline getirmiş her müslümana büluğ çağından ölünceye kadar Yüce Allah’a nasıl kulluk yapacağını en güzel şekilde, örnekleriyle anlatmaktadır. Bir de bu ümmetin içindeki Allah dostlarının ulaştığı yüksek makamları ve bir hayat olarak yaşadıkları güzel ahlakı gözler önüne sermektedir. Eser, her şeyi Allah sevgisi ve tevhid esası etrafında işlemektedir. Müellif eserine “Kûtu’l-Kulûb fî Muameleti’l-Mahbub ve Vasfu Tarikı’l-Mürid ila Makami’t-Tevhid” ismini vermiştir. İsminden de anlaşılacağı gibi, eserin asıl konusu; Yüce Allah’a ne şekilde dostluk yapılacağı ve tevhid makamına nasıl ulaşılacağıdır. Elinizdeki tercümenin ilginç bir geçmişi var. Eser, bizim de içinde bulunduğumuz bir tercüme heyeti ile tercüme edilmeye başlandı. Tercümeden sorumlu Prof. Dr. Yakup Çiçek hocamızdı. Tercümenin birinci cildi 1998 yılında, ikinci cildi ise 1999 yılında Umran Yayıncılık tarafından yayınlandı. Ancak, yayınevinin kapanması sonucu, kalan ciltlerin tercümesi zamanında yetiştirilemedi ve yayınlanamadı. Bu sebeple eserin tercümesi yarım kalmış oldu. Sonuçta Semerkand Yayıncılık eseri gündemine aldı, bu hizmeti tamamlamayı bize teklif etti. Biz de Yüce Allah’tan yardım isteyerek işe başladık. Bu çalışmamızda usulümüz şu oldu. İlk iki cildi yeniden tashih ettik. Bu tashih iki şekilde oldu. Birisi, tercüme edilen kısımlar kitabın Arapça aslı ile karşılaştırıldı. Mananın metne uyup uymadığı kontrol edildi. Gerekli düzeltmeler yapıldı. Öyle ki, bazen tashih edemeyip yeniden tercüme ettiğimiz yerler oldu. Bunu mütercimler ilk tercümeleri ile karşılaştırıp görebilirler. İkinci tashih çalışmamız, tercümede kullanılan Türkçe dil ve üslubunda oldu. Uzun cümleler kısaltıldı. Karışık cümleler netleştirildi. Manayı anlamayı zorlaştıran kelime ve cümleler değiştirildi. Derin mana içeren cümleler okuyucunun anlayış seviyesinde ifade edilmeye çalışıldı. Konular içinde bir bütünlük sağlandı. Son iki cilt, aynı usulde tercüme edildi. Bu iki cildin tercümesi tarafımızca ve Ali Kaya bey tarafından gerçekleştirildi. Tercüme üzerinde ayrıca kaynak çalışmamız oldu. Daha önce hadislerin kısmen kaynakları tespit edilmişti. Biz eserde geçen –çok azı hariç- bütün hadislerin kaynaklarını tespit ettik. Böylece kitap üzerinde bu çapta daha önce hiç yapılmamış bir çalışma yapılmış oldu. Hadislerin metin ve senedi hakkındaki değerlendirmeleri ilgili eserlere bırakıp, sadece kitapta geçen hadisin hangi meşhur hadis kaynaklarında geçtiğini tespitle yetindik. Ancak bazen, hadis hakkında yapılan önemli değerlendirmeleri dipnotta zikrettik. Tercümede teknik olarak yenilikler yaptık. Bölüm başlıklarını kısalttık. İşlediği konu içeriğini daha güzel yansıtacak şekilde değiştirdiğimiz başlıklar da oldu. Konu içeriğine göre bölüm içinde yeni alt başlıklar ekledik. Her bölümün numarasını ve ana başlığını üst yazıda gösterdik. Önceki tercümede yayınlanan Prof. Dr. Yakup Çiçek hocamıza ait “Tasavvufun Kaynağı” başlıklı yazı ile, bize ait “Ebu Talib El-Mekkî ve Kutu’l-Kulûb” başlıklı makaleye giriş bölümünde yer verdik. Tercümede, Dâru Sâdır tarafından iki cilt hâlinde basılan nüsha esas alındı. Ancak, tercüme esnasında elimize geçen ve Mektebetü Dâru’t-Türâs tarafından üç cilt hâlinde yayınlanan Kahire-2001 tarihli tahkikli baskıdan istifade ettik; yer yer bu nüshadan alıntılar yaptık. Tercümede, kelime ve cümle tercümesi yerine, mana ve muhteva tercümesini esas aldık. Asıl metne sadık kalmak ve onun asıl manasını korumak şartıyla, mananın daha net anlaşılması için yer yer tamamlayıcı eklemelerimiz olmuştur. Bu, Arapça’daki bazı ifadelerin Türkçe’de tam karşılığını bulmaktaki zorluktan ileri gelmektedir. Bir de kitapta işlenen bazı konular kâmil insanların maneviyat halleriyle ilgili yüksek, derin, ince, kapalı, sırlı halleri konu etmektedir. Bu halleri ifade etmekten bazen mütercimler zorlanmakta, bazen de onları ifade etmekte kullandığımız dil yetersiz kalmaktadır. Bunun için mütercimler bir derece mazur görülmelidir. Bu büyük ilim hizmetinde emeği geçen bütün kıymetli hocalarımıza ve eseri yayına hazırlayan kardeşlerimize teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu hizmeti bütün insanlığa sunan Semerkand Yayıncılığa da hayırlı hizmetler diliyoruz. Bizler, bu tercümenin hatasız olduğunu iddia etmiyoruz. Bir alimin belirttiği gibi; hiç hatası olmayan tek kitap Yüce Allah’ın kitabı Kur’an’ı Kerim’dir. Biz, Allah için kusurlarımızı gösteren ve onları düzeltmeye vesile olan bütün müminlerden Allah razı olsun diyoruz. Hamd olsun alemlerin Rabbi Yüce Allah’a. Dr. Dilaver Selvi |