YAŞADIĞI DEVİR


            Ebu Talib el-Mekkî’nin tam olarak ne kadar yaşadığı bilinmemekle birlikte büyük ihtimalle hayatının tamamı veya büyük bir kısmı Hicri 4. asırda geçmiştir. 

          Bu asırda İslam alemi siyasi otorite açısından buhranlı ve istikrarsız bir durum arz etmektedir. Abbasi hilafeti dağılma noktasına gelmiş, hakimiyeti altındaki beldeler taksim edilmiştir. Doğuda ve batıda mahalli sultanlıklar kurulmuştur. 

          X. yüzyılın başında Abbasi hilafetinin içinde bulunduğu sosyal buhran en yüksek noktasına varmıştı.

          Hatta hilafet merkezi durumunda bulunan Bağdat, Karmatîler tarafından muhasara altına alınmış ve diğer İslam beldeleri de yine bu Karmatîler’in hücumlarına maruz kalmış ve İsmailî mezhebine ait fikirler süratle yayılmıştı. 

          Karmatiler dışında İmran b. Şahin gibi bazı kişiler de yine hilafete problem olmuştu. Hilafet devletinin dış ülkelerde de itibarı kalmamış, Rumlar’la yapmış oldukları pek çok harbi kaybetmişlerdi. Yine bu dönmede, Abbasîler’i tehdit eden bir başka devlet, Fatımîlerdir.

          Bu dönemde devlet otoritesi yitmiş, vatandaşın devletine güveninin kalmamış, çeşitli gruplar arasında sık sık çatışmalar çıkmış ve bu vesileyle pek çok kişi ölmüştür. 

          Bu çatışmalar çoğu zaman Şia ve Ehli Sünnet arasında olmuştur.

          Devleti yönetenler ve üst tabakasında bulunanlar israf, servet ve lükse düşkünlük akıllara durgunluk verecek düzeyde idi. 

          Buna mukabil halk sefil ve perişan vaziyette hayatını idame ettirmeye çalışmaktaydı. Bundan da dönemin siyasal ve ekonomik durumunun iyi olmadığı, devlet ve halk bazında pek çok sıkıntıların olduğu göze çarpmaktadır
44