Kûtu’l-Kulûb ve Gazalî


          Gazalî “İhyau ulumi’d-din” adlı eserinde pek çok sûfîden etkilenmiştir. Mesela, özellikle eserin üçüncü cildinde, Muhasibî’nin “Riâye”sinden oldukça istifade etmiş, geniş çapta iktibaslarda bulunmuştur.133 Kuşeyri’nin “Risâle”si de yine Gazalî’nin faydalandığı eserlerden olmuştur.134 

          Gazalî, bizzat kendisi bunu İhya’nın mukaddimesinde anlatmış ve kitabının konusuyla ilgili kendinden önce yazılmış eserlerden faydalandığını şöyle itiraf etmiştir: 

          “İnsanlar bu konuların bazılarıyla ilgili kitaplar telif etmişlerdir. Fakat bu kitap, diğerlerinden şu beş özellikle farklılık arz etmektedir;

          1-Onların mücmel bıraktıklarını açıklamıştır.
          2-Tertibi onlarınkinden farklıdır.
          3-Onların uzatmış oldukları konuları kısa anlatmıştır,
          4-Tekrarlar hazfedilmiştir.
          5-Anlaşılması güç, mübhem ve muğlak konular incelenip açık bir dille ortaya konmuştur..”135

          Hiç şüphesiz “Kûtu’l-Kulûb” da Gazalî’nin okuduğu ve istifade ettiği kaynaklardan birisidir. Pek çok tarihçi ve düşünür bu kanaattedir. Mesela, İbn Teymiyye, Gazalî’nin kaynaklarını anlatırken şöyle demiştir: “Tasavvufta onun üstün bir yeri vardır. Malzemesinin çoğunu Ebu Talib el-Mekkî’nin sözleri oluşturur. Sabır, şükür, reca, havf ve muhabbet konularında söylemiş olduğu sözler Ebu Talib el-Mekki’nin sözlerinden alınmıştır. Fakat Ebu Talib el-Mekkî, hadis, eser ve sûfî sözlerini Gazalî’den daha iyi bilmektedir...”136

          Subkî (771/1369), Gazalî’nin İhya’da istifade ettiği iki önemli kaynağın, Kûtu’l-Kulûb ile Kuşeyri’nin Risâle’si olduğunu söylemekte137 ve Zebidî de (1205/1791) bu konuda Subkî’ye katılmaktadır.138

          Brockelman139 ve Fuat Sezgin de140 Kûtu’l-Kulûb’u İhya’nın esaslı kaynaklarından saymaktadırlar. Ömer Ferruh, Gazali’nin sûfî kitablardan, özellikle günümüze kadar gelmiş Kûtu’l-Kulûb’dan etkilendiğine işaret etmekte ve Kelabâzî’nin tasavvuf sahasındaki meşhur eseri “Taarruf”a yazmış olduğu mukaddimede, Mahmud Emin en-Nevevî de bu gerçeği dile getirmektedir.
İhya’nın Kûtu’l-Kulûb’dan etkilenişi sadece belli sayıda fikir, düşünce ve hadise nakliyle kalmamıştır. İhya şu noktalarda Kûtu’l-Kulûb’dan etkilenmiştir:

          1-İhya “Kitap” başlıklarının tanziminde, Kûtu’l-Kulûb’un “Fasıl”larından,
          2-“Münciyat” konusunda, Kûtu’l-Kulûb’daki “Makamat”tan, 
          3-“Hadis, haber ve eser”lerden,
          4-Ayrıca diğer pek çok görüş ve fikirlerden etkilenmiş, istifade etmiştir.

          Makamat konusunda da Gazalî, Kûtu’l-Kulûb’dan metod ve malzeme açısından etkilenmiştir. 

          Ebu Talib el-Mekkî her bir makama duyulan ihtiyaç, tarikatteki yeri, ahlakın güzelleştirilmesi ve kalbin temizlenmesindeki vazifesi gibi konuları açıklayarak anlatmıştır. Sonra, her makamın şerh, beyan ve istidlal yönünü salihlerin derece farklılıklarına işaret ederek arzetmiştir. Bunda da kitap, sünnet, sahabe ve tabiun kavilleriyle, zahid, abid ve sûfîlerin hallerinden istifade etmiştir. 
Gazalî de aynı malzemelerden faydalanarak konuyu ortaya koymuş, hatta, pek çok makamda Kûtu’l-Kulûb’dan sahifelerce nakilde bulunmuştur. Mesela, Zühd konusu böyledir. Aynı şekilde, istinbat ve bazı görüşlerde Gazalî, Ebu Talib’e tabi olmuştur. Mesela, zühdün dereceleri ikisinin yanında aynıdır.

          Bu durum “Tevekkül” makamında da kendini göstermektedir. Gazalî bu konuda Kûtu’l-Kulûb’dan sahifelerce nakilde bulunmuştur. İkisi tevekkülle ilgili pek çok meselede görüş birliği içerisindedirler.

          Kûtu’l-Kulûb, Gazalî’nin İhya’da nakletmiş olduğu pek çok hadis, haber ve asarında kaynağı olmuştur. Tesbitlerimize göre İhya’daki yarıdan fazla (%61) hadisleri Gazalî, Kûtu’l-Kulûb’dan almıştır. 

          Kısaca, Kûtu’l-Kulûb, Gazalî’nin İhya’yı telifi esnasında istifade ettiği önemli kaynaklardan biri olmuştur. Yalnız burada şu hususa işaret etmekte fayda vardır. Malumdur ki, Gazalî, geniş kültüre sahip bir sûfî alimdir. Mekkî’nin dışında diğer alimleri ve eserlerini de tanımaktadır. Böyle olunca, İhya’nın kaynaklarını sınırlandırmak, hepsini tesbit etmek oldukça zordur.

          İhya’nın Kûtu’l-Kulûb’dan etkilendiğini söylemek, İhya’nın bazı meziyetlerden yoksun olduğunu söylemek demek değildir.           Aksine, İhya pek çok alimin ifade ettiği gibi, büyük meziyet ve faziletlere sahiptir. Bundan dolayı da, çok sayıda alimin çalışma konusu olmuştur. Fakat, İhya’nın bu meziyetleri elde etmesinde, Kûtu’l-Kulûb’un payı unutulmamalıdır.141

          Kûtu’l-Kulûb ve İhya gibi tasavvufun temel kaynakları üzerinde yapılan tenkitler, daha çok bu eserlerin içinde zayıf hadislerin ve Efendimiz’e (s.a.v) ait olmayan hadislerin mevcudiyeti ile ilgilidir. Hemen şunu söyleyelim ki, el-Mekkî ve İmam Gazalî (rah), kitaplarda görmedikleri ve hadis olarak işitmedikleri bir sözü, kendileri hadis diye uydurup eserlerinde zikretmemişlerdir. Onların yaptığı tek şey, ellerindeki eserlerde buldukları hadis ve haberleri fazla incemeleden nakletmekten ibarettir. Bunu da niçin yaptıklarını açıklamışlardır.

          Hadis uydurma işine en fazla arifler karşı çıkar. El-Mekki’nin de değindiği gibi; bu gün halktan olan bir insan adına bile yalan söz isnat etmek, onun söylemediğini söylemiş göstermek biraz imanı ve insafı olan kimsenin nefret edeceği bir şeydir. Bu kadar hassasiyeti olan bir müminin Hz. Peygamber (s.a.v) adına yalan söylemesi nasıl düşünülebilir. 

          Abudulhayy el-Leknevî (1304/1887) Kûtu’l-Kulûb ve benzeri eser sahiplerinin Hz. Peygamber (s.a.v) adına hadis uyduramayacaklarını ifade etmekte ve bunlar için böyle bir suçlamayı çok çirkin bir tavır olarak nitelendirmektedir. Daha sonra bunları kim uyduruyor sorusuna, bu tür rivayetleri cahil zahidlerle zındık ve inkarcı kimselerin uydurduklarını söylemektedir.142