Kısa Kısa (Arşiv)
Kalp ile şükür; her nimetin Allah tarafından ihsan edildiğine, insanların ise birer vasıta ve sebep olduğuna inanmaktır.
Dil ile şükür; şükür ifade eden sözler söylemektir.
Devamını oku... ŞÜKÜR ÇEŞİTLERİ
Menzil.Net ( Sultanlar Diyarı )
Tasavvuf - Hadis-i Şeriflerde Tasavvuf
Cumartesi, 06 Mart 2010 10:09

Ebu Hureyre (ra) bir gün Medine çarşısına girer ve der ki:
"Ey pazarcılar! Ne kadar acizsiniz!" Pazarda bulunanlar:
"Ne var, ey Ebu Hureyre?" diye sorduklarında, Ebu Hureyre (ra) şöyle cevap verir:
"İşte Hz. Peygamberin (as) mirası taksim ediliyor, siz hala buradasınız! Gidip de nasibinizi almayacak mısınız?" Onlar:
"Nerede?" derler. Ebu Hureyre (ra) cevaben:
"Mescidde!" der. Onlar süratle çıktılar. Ebu Hureyre de (ra) geri dönene dek onları bekledi. Onlar dönünce de onlara:
"Size ne oldu?" diye sorduğunda onlar:
"Eu Ebu Hureyre! Mescide vardık, içine girdik ve orada taksim edilen hiçbir şey göremedik," diye cevap verdiler. Ebu Hureyre (ra) bunun üzerine şöyle sordu:
"Mescidde hiçbir kimseyi görmediniz mi? Onlar:
"Evet, mescidde bir kısmı namaz kılan, bir kısmı Kur'an okuyan, diğer bir kısmı da helal ve haramları müzakere eden insanlar gördük." dediler.
Bu cevaba karşılık Ebu Hureyre (ra) onlara şöyle bir ikazda bulundu:
İslam Tarihi - Peygamberimiz (s.a.v)
Perşembe, 25 Şubat 2010 12:51

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, Peygamberimiz Hz. Muhammed [sallallahu aleyhi vesellem] 571 yılında kamerî aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Doğum günü" anlamında olan "Mevlid Kandili" denir.
Burada bir açıklama yapmak gerekirse, hicri takvim, miladi takvimden sene bazında on gün daha az olduğu için, miladi takvimle kıyaslandığında her sene on gün daha geriye geldiği düşünülmektedir. Bu durum iki takvimin birbiriyle mukayesesi sonucu ortaya çıkmakta... Hicri takvime göre bu gece, Peygamber Efendimiz'in [sallallahu aleyhi vesellem] doğum günü olan Rebiülevvel ayının 12'si...
İslam Tarihi - Peygamberimiz (s.a.v)
Perşembe, 25 Şubat 2010 00:00

Âlemlerin efendisi sevgililer sevgilisi Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (s.a.v) nurlu yüzlüydü. Mübarek çehresi dolunaydan daha parlaktı. O ne uzun ne kısaydı. Denilebilir ki uzuna yakındı. Kiminle yan yana dursa, en uzundan daha uzun görünürdü.
İki omuz arası genişti. Ten rengi parlak, kaşları gür, alnı ve iki kaşı arası gayet açıktı. Bu açıklık halis gümüş gibi parlardı. Gözlerinin siyahı tam siyah, beyazı ise çok beyazdı. Dişleri oldukça düzgün ayrı bir güzellikteydi. Sıra sıra dizilmiş gibiydi, ne çok ayrı ne birleşikti.
Âlemlerin efendisi sevgililer sevgilisi Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (s.a.v) insanların en güzel boyunlusuydu. Göğsü genişçeydi. Peygamberlik mührü nurlu omuzlarının arasında ve güvercin yumurtası kadar büyüklükte kırmızı bir ben rengindeydi.
İslam Tarihi - Peygamberimiz (s.a.v)
Perşembe, 25 Şubat 2010 00:00

Âlemlerin efendisi sevgililer sevgilisi Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (s.a.v) insanların en yumuşak huylusu, en adaletlisi ve en cömert olanıydı. İsteyene asla hayır, yok diyemezdi. Sözü ve konuşması en güzel, tevazuu en mükemmel insandı. Ondan daha yumuşak tabiatlısı yoktu. İnsanların en güzel geçimli ve en güzel hayâlı olanıydı.
Kimsenin yüzüne, gözünü dikip bakmazdı. Hediyeyi kabul eder; hediye bir tas süt bile olsa asla geri çevirmezdi. Aldığı hediyenin karşılığını fazlasıyla verirdi. Gelen hediyeden yerdi, ama sadaka almazdı ve yemezdi.
Sonucu kendi aleyhine bile olsa, hak olanı yerine getirirdi. Onun içi de dışı da aynıydı. Bu nedenle darılması ve sevinmesi hemen yüzünden anlaşılırdı. Bir şeye üzüldüğü vakit, sakalını çok sıvazlardı.
Sayfa 1 > 16


























